Doğal Doğum

Bilkent’te arkeoloji okumaya başladığımda ikinci sınıfı iple çekmiştim çünkü ders listesinde kültürel antropoloji dersi vardı ve benim o zamanlar tek amacım ileride bu konuya yönelmekti. Ders nitelik olarak taleplerimi karşılamamıştı ama dönem sonu izlediğimiz bir film antenlerimi fazlasıyla açmıstı. Belgeselin ne adını ne yönetmenini hatırlıyorum maalesef. Konu kimbilir neredeki bir kabilede yaşanan doğumdu. Önce hamile kadın ekrana giriyor, kendisi biraz sıkıntılı bir şekilde etrafta dolanıyor, bir süre sonra ise diğer kadınların yardımıyla doğuma başlıyordu. Ama ne doğum! Ayakta ıkınıyor, diğer kadınlar da arkasından, yanından sarılıyordu (sanki kadın boğuluyordu ve onlar da sırtından baskı yaparak onu kurtarmaya çalışıyor gibiydiler). Bir süre böyle itişme kakışma yaşanıyordu ve sonra bebek vırt diye çıkıp yere düşüyordu (kadın yere yakın çömelmiş pozisyondaydı son dakikalarda diye hatırlıyorum, böylece bebeğe bir şey olmuyordu). Tabi biz sevgili medeniyet denen tek dişi kalmış canavara inanmış öğrenciler bu sahneyi dehşetle izlemiştik!!! Ne de olsa doğum bize sadece ve sadece hastanede yapılan bir şey olarak öğretiliyordu.

Doğal yaşamla ilgili görüşlerim artmaya ve belli bir çerçeveye oturmaya başladığında ise doğumun aslında ne kadar saçma sapan bir metaya dönüştürüldüğünü görmeye başladım. Dünyanın en normal olayı olan doğum aslında kadınların elinden alınmış ve başkalarının himayesi altına girmişti. Kadınlar hamile kaldıklarını öğrendikleri anda kendilerini bir bilene teslim ediyor ve sonra her şeyi unutup ne denilirse yapıyorlardı. Yanlış anlaşılma olmasın, elbette sağlıklı bir hamilelik ve doğum için bu konuda bilgili bir insanın yardım ve desteğinin şart olduğuna inanıyorum fakat günümüzde doğuma verilen önemin çok farklı bir düzeye çekildiğini görüyorum. Eğer doğum bilmediğimiz, beceremeyeceğimiz bir şey olsaydı soyumuz çoktan tükenmişti! Evet hastaneler ve modern doğumhaneler kadınların ve bebeklerin yaşama şansını arttırdı, bu konuda gelinen gelişmeleri asla göz ardı edemem. Bundan seneler önce kadın ve bebek ölümleri çok fazlaydı. Fakat annelik de içgüdülerle yapılagelen, aile ve topluluk içinde doğal yollardan öğretilen bir şeydi. Şimdi ise kimse ne yapacağını bilmiyor, herkes etraftan ne duyduysa yapmaya çalışıyor, birilerinin gerekir kesin al dediği acayip eşyalara tonlarca para veriyor ve sonra da o bebeği doğanın ona verdiğini unutarak o bebekten olmadık şeyler yaratmaya çalışıyor. Aslında her şey çok basit olabilir!

Buraya nereden geldim…internette yüzlerce doğum videosu bulabilirsiniz, ben de bunlara bakıyordum, biraz garip ama bilgilendirici olabiliyor bunlar. İzlerken bir sürü düşünce döndü durdu kafamda…Bir sürü anne bu mucizevi olayı internete koymuş, doğum anını, annenin neler yaşadığını, bebeğin çıkışını ve ilk nefesini vs. izlemeniz (ve benim gibi duygusallığın tepe yaptığı bir insansanız, göz yaşı dökmeniz) çok mümkün. Bakıyorum da suda doğum gibi bize yeni görünen ve Türkiye’de sadece bir iki doktor tarafından uygulanan doğal doğum tekniği de ebeler tarafından sıkça yapılır olmuş Amerika’da. İnsanlar buldukları bir şişme havuzda ebe veya doktor (bazı örneklerde kadınlar hiç destek almıyor, sadece aile üyeleri ile çevrililer!) yardımı sayesinde evlerinin huzurlu bir köşesinde, etraflarında aileleri ile birlikte (erkekler de havuza giriyor bazılarında) doğumu gerçekleştiriyorlar. Çok ilginç deneyimler var ve herkesin yararlanabilmesi için de internete konmuşlar, ilgilenenlere öneriyorum.

Elbette komplikasyonlar ve sorunlar da olabilir; dünyada herkes şanslı olmayabiliyor ve doktor ile operasyon gereken durumlar da olabiliyor. Fakat böyle durumlarda bile annelerin doktordan bazı şeylerin daha doğal yapılmasını isteyebileceğini düşünüyorum. Örneğin izlediğim bir sezaryen videosunda operasyonun doğal doğuma benzemesi için ebe, doktor ve anestezi uzmanı ellerinden geleni yaptılar ve bunda da başarılı oldular (bebek karından normal doğumdaki gibi yavaş yavaş çıkartılıyor, anneyle hemen temas ettiriliyor, baba desteği alınıyor, vs.). Kısacası olayın, annenin doğumun ve kendisinin doğanın bir parçası olduğunu anlamasına ve etrafından da bunun bu şekilde algılanmasını istemesinde yattığını düşünüyorum.

Reklamlar

3 thoughts on “Doğal Doğum

  1. Sevgili Selen,

    Sanırım henüz doğum yapmadın 🙂

    Benim doğumdan hemen önceki hallerimi gördüm satırlarında. Yanlış anlama , çok güzel düşünceleri dile getirmişsin.

    Sadece madalyonun öteki tarafını yazacağım

    Doğumumdan hemen önce doktoruma gittim ve aramızda şöyle bir diyalog geçti.

    -doktor bey ben mutlaka normal doğum yapacağım.
    -işallah hanfendi, bir aksilik çıkmazsa doğurttururuz.
    -şey ben bir de… Nasıl desem… Ben doğal doğum yapmak istiyorum. Şu yanınızdaki anestezi uzmanını da çekin bi zahmet. Ben anneliğe geçişimi dibine kadar hissedicem.
    -hanfendi siz ağrı kesici olmadan kanal tedavisi yaptırır mısınız?

    İki ay sonra bir hastanede bir kadın avaz avaz bağırmaktadır
    -doktooooor! Nerdesin al beni nereye götürürsen götüüür!

    8 saat sancıdan sonra anestezi uzmanı gelir ve kadın onun ellerini öpmek ister. Epidural anestezi ile doğumu güle oynaya gerçekleştirir ve normal doğum ile harika bir bebeği olur.

    Hamileyken bebeğime yıkanır bez kullanıcam doğal çünkü diyordum, bebeği kucağıma aldıktan sonra bir kez ile aklıma gelmedi. Evet doğaya bi ton çöp bıraktık, ama ben öylesine post partum depresyonla mücadele halindeydim ki bastığım yeri göremiyordum. Çalışan kadındım eştim anneydim ev kadınıydım kız evlattım, bütün rollerimde mükemmel olucam diye artk benden başka herkes vardı dünyamda. O yüzden de o günlerde ciddi bir değişim geçirerek “ne kadar pratik o kadar benimdir” diyerek hayata devam ettim. Bir yandan işe gidip bir yandan evde çalışıp okuyup öğrenip, bir yandan anneme kocama oğluma bakıp günde sadece 3 saat uykularla ayakta kaldığım bir iki yıl geçirdim.

    Evet doğal doğum doğal koşullarda bebek büyütmek. Amma sadece hayatınızda bir bebek büyütmeyi amaçladıysanız sadece anne olacaksanız evet, ama ben gibi kırk tarakta beziniz varsa zorluyor. Yapanları takdir ediyorum. Ben yetişebildiğim kadarıyla doğayla uyumlu yetiştiriyorum bebemi. Bahçem var, hergün böcekle toprakla oynuyor. Gıdada taviz vermem çok araştırırım. Ama henüz deterjan giysi kısmına geçemedim.

    Doğum meselesine gelince… Evet süreç çok doğal ve kendiliğinden gelişiyor her şey. Ama ya bir aksilik çıkarsa? İnsan kendini rahatlıkla riske atıyor ki ben hayata karşı hep çok dik durdum, risk aldım, kaybetmekten asla korkmadım. Ama evlat söz konusu olunca orda akan sular duruyor. Onun kılına zarar gelse ben kahrımdan ölürüm. Her türlü tıbbi donanıma ulaşıyorken, bazı hastalıklar doğumdan önce tespit edilebilirken, bunları reddetmek gerçekten cesaret istiyor.

    Sözlerine katılmıyor değilim. Sadece insanın evladı söz konusu olunca yeni şeyler denemek konusunda çekimser kalıyor. Bu henüz ilk çelişki. Her gün bu çelişkileri yaşıyorum oğlumda. Örneğin, yaratıcılığını katletmeyen, onu bir birey olarak yetiştiren bir eğitim sistemi içinde yer alsın istiyorum. Dünya vatandaşı olsun. Büyüyünce ne olursa olsun, aşçı mühendis güzellik uzmanı avukat mutlu adam olsun, işini aşkla yapsın istiyorum. BUnun yolu hangi okullardan geçer? Yabancıların çocuklarının gittiği okullar var, yemesek içmesek göndersek oğlanı. Ee bu çocuk yine dönüp dolaşıp üniversite sınavına girmeyecek mi? Ee üniversiteyi de okutalım yurtdışında. Gücümüz, ömrümüz yeter mi?

    Dönüp dolaşıp mevcut sisteme uyumlu olmak ama idealleri de unutmamak gerçeği çıkıyor karşıma.

  2. Merhaba bu dediklerinizi 1 ay icinde kisisel olarak deneyimleyecegim sanirim o sebeple su an bir sey yazamiyorum. Ama planlayarak da olmuyor zaten, gorerek ogrenecegiz. Ben sadece her seyin yeri ve zamani dogruysa bir yerlere oturacagina inaniyorum. Kariyer mi? Evet olmali ama beklemesi gerekiyorsa bekler vs gibi. Okul mu? Olacagina varir (ha bu konuda bu lafi soyleyebilmem icin cok sıkıntılar cekmem gerekti, 5 sene once bu cumleyi kuramazdim). Bebek bakimi mi? Eh bebek kendine bakamiyorsa bakacagiz elbet. Falan filan. Ayrica her seyi mukemmel yapan insan tanimina da 5 senedir falan inanmiyorum (maalesef boyle bir baski var herkesin uzerinde), biz ne icin ugrasirsak tam tersinin olmasi -hayatin kucuk/buyuk surprizleri sayesinde- cok olasi o yuzden cok dusunmeden takilmak, gunleri gecirmek lazim 🙂

    Yalniz doktorun dedikleriyle komplikasyon olmasi arasinda bir bag yok diye dusunuyorum. Ben komplikasyon ve saglik sorunu oldugu zaman tabi ki sezaryene karsi degilim ama boyle bir sey yoksa (ve insan da kendisi istiyorsa tabi yoksa insani zorlamak da insan haklarina aykiri) aci cekmeden, kirlenmeden, sancilanmadan bu is olmasa iyi olur diye dusunuyorum. Ama altini ciziyorum saglik sorunu yoksa. Su an korkunc bir tibbi gerceklikle karsi karsiyayiz ve cogu anne adayi sezaryene yonlendiriliyor ortada bir sey yokken. Turkiye’de neredeyse yuzde yetmise yaklasan bir oran var. Ya birileri birilerini mesaiye kalmamak, sıkıntı cekmemek icin zorluyor ya da hepimiz insan olmaktan ciktik ve fizyolojimiz bozuldu, artik dogal doguramaz olduk (hos TV ve bilgisayar karsisinda oturmaya devam ettikce bu da olasi). Dogadan uzaklasa uzaklasa daha nelere donusecegiz merak ediyorum.

  3. Yani soyle de bir durum var, kanal tedavisi sonradan insanlarin bilimsel olarak buldugu bir sey (ha neolitik donemde de dis tedavisi varmis ama…) ve evet anestesi ile yapiliyor, agri cektirilmeden zaten uygulaniyor ama dogum insan var oldugundan beri olan ve acili, sancili yasana yasana bugunlere getirdigimiz bir durum, normali zaten agrili, agrisizi ciktigi icin oyle isteyenlere de saygim sonsuz ama doktorun dedigi mantik hatasi iceriyor bence.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s