Seyahat ve Doğal Kişisel Bakım

Çanta hazırlıyorum! Eskiden çılgın bir atmosfer olurdu ben çanta hazırlarken, koşturmaca, telaş, upuzun bir hazırlanma dönemi… Sonra ise hayatımda göçebeliğe daha çok yer vermeye başladım ve bu alışkanlıklarımdan yavaş yavaş kurtuldum. Şimdi yavaş yavaş toparlanıp, hazırlanıyorum, hatta sonunda gideceğim yere geç bile kalma tehlikesi atlatıyorum.

Neyse bahsedeceğim yanıma aldığım bakım ürünleri. Fotoğrafta da görüyorsunuz. Hala evde yapmadığım şeyler de var (kremler), onları da ileride yapabilirsem artık ürünlere, markalara para vermeyi düşünmüyorum. Üstte geçen gün yaptığımız deodorant var. Sağdaki iki şişeden birinde elma sirkesi, diğerinde gül suyu var. Elma sirkesi saç için yumuşatıcı, gül suyu ise yüzümü silmek için. Kolonyasız şuradan şuraya gitmem, o demirbaştır. Sabunlar ise gördüğünüz gibi farklı farklı. Saç için zeytinyağı sabunu kullanıyorum; cilt için ise sığla ağacı yağından yapılan sabun vazgeçilmezim oldu. Ortadaki ise Norveç’ten aldığım ama hala kullanmaya kıyamadığım keçi sütü sabunum. Bebekler için de önerilen nadir sabunlardan biri keçi sütü sabunu ve ten için inanılmaz!

Fotoğrafta yok ama yanıma aromatik yağ da alıyorum tabi ki. Birincilik lavantanın. İkincilik ise çay ağacı. En son da greyfurta şans tanıdım ders çalışırken havamı değiştirsin diye.

Sanırım kişisel bakım için bunlar yeterli olacak.

İkinci El Giysi

Orta okul yıllarımdan beri ikinci el giysi gördüm mü dayanamam, almasam da ellerim, denerim, giyerim. Tahmin etmeye çalışırım elimdeki kazağı, gömleği kimlerin giydiğini. Öyle güzel ki eski giysiler. Fabrikalardan bir örnek çıkmamış çoğu, özgün ve özgür. Elde dikilenler, rengarenk olanlar, çizgililer, puantiyeliler, şimdi hiçbir yerde bulamayacağınız kalitede olanlar, yünlüler, gerçek pamuklular… İkinci el giymek hem sizi güzel yapar hem cebinizi hem de dünyayı. Bir giysiye yeniden firsat vererek aslında dünyaya da nefes alma şansı verirsiniz. Üstelik şık ve alımlı olursunuz.

Beyoğlu’nda ikinci el mağazaları gezdim dün, yola çıkmak üzere olduğum için bir şey almadım ama aklımı da oralarda bıraktım. Kumaşlara dokunup, aslında hiç sahip olmadığım geçmişlere ah ah deyip durdum gene.

Ev Yapımı Dudak Kremi

Hazır malzemeler elimde varken ne zamandır düşündüğüm dudak kremlerini de yapayım dedim. Malum kış geliyor, dudaklar çatlayabilir. Bir önceki yazıda bahsettiğim balmumu ve kakao yağını beraber erittim ve esans için nane, karanfil ve limon yağlarından yararlandım. Karanfil yağı çok fazla karışmadı ama naneli ve limonlu olanlar çok güzel oldu. Vişne ise ayrı bir hikaye, onunla renk verecek bir krem yapmak istedim ama başaralı olamadım. Denemelerim sürecek. Şimdilik kış için dudak kremi stoklarım hazır! Bu arada deodorant çok başarılı oldu, akşama kadar bekledim bir arıza çıkacak mı diye ama bu sıcak havada bile en ufak bir sorun yaşamadım. Bir daha başka bir ürün denemem!

Ev Yapımı Deodorant Denemesi

Evde yaptığımız deodorantın geçirdiği evreler fotoğraftaki gibi oldu. Önce kakao yağı ve hindistan cevizi yağını erittik (benmari usulu -yani kaynayan suyun içine başka kap koyarak- denedik ama mikrodalgada da yapılabileceğini söyleyenler var), üstüne balmumu kattık. Hepsi beraber eridikten sonra karbonat ve mısır nişastası ekledik. En son ise çay ağacı yağı, lavanta yağı ve ıtır çiçeği yağı ile koku kattık. Bütün bunlar 5 ila 10 dakika arasında sürdü; zaten kaynayan tencerenin üstünden yağları aldıktan 5 dakika sonra karışımın kıvamı katılaşmaya başlıyor bu sebeple bütün işlem hızlıca yapılmalı. Eğer malzeme katılaşırsa tekrar suyun üstüne koyup erimesini bekleyebilirsiniz.

Geçen gün yaptığımız ilk denemede koku için bir sürü yağ katmıştık ve çay ağacı yağını da fazla kaçırmıştık o yüzden kokusu güzel olmamıştı deodorantın. Bu sefer çay ağacını 3 damlada bıraktım, lavanta ve ıtır ise birbirine uyumlu çıktılar.

Katılaşmaya başlayan malzemeyi biz boş bir krem kutusuna doldurduk ve elimizle koltuk altımıza uyguladık. Fakat bitmiş ve iyice temizlenmiş “stick” deodorant diye tabir edilen kutulara da malzeme doldurulabilir; biz elimizde olmadığı için kremle idare ettik.

Sonuca gelince dün akşamüstü üzerimizde test ettik ve sonuçtan memnun kaldık. Bugün daha uzun süreli test etmeyi planlıyoruz, eğer beklediğimiz gibi diğer deodorantların verdiği etkiyi verirse, yaşasın ev yapımı deodorant diyebileceğiz. Takipte kalın.

Malzeme miktarları için bu yazıya bakabilirsiniz.

Ev Yapımı Deodorant

Deodorant konusu 2 senedir kafamı kurcalıyordu. Piyasada bulunan bütün deodorantlarda aluminyum (ve birsürü başka kimyasal) var. Bunların insan sağlığına zararlı olduğuna dair de bir o kadar makale ve bilgi. Koltuk altı gibi göğüslere yakın bir bölgede zararlı malzemelerin kullanılmasının göğüs kanseriyle alakalı olduğunu söyleyen de yazan da çok. Tabi bence her şeyden öte kullanılan malzemelerin doğaya verdiği zarar da yadsınamaz.

Sabunla temizlik için gereken birçok şeyi halledebiliyordum ama deodoranta gelince önerilen çözümler beni tatmin etmiyordu. Uzun bir süre kristal deodorant kullandım. Bunlar suyla ıslatılarak cilde sürülüyor ve etkisi bir güne yakın oluyor. Ama kokusuzlar. Banyonun ardından kullanılırlarsa rahat oluyorlar ama gün içinde ıslatıp sürmek güç. Organik pazarda bunların sıvı halde olanlarına da rastladım ama kullanmadım, bilmiyorum. Bunları roll-on diye tabir edilen şekilde yapıyorlar pratik kullanım açısından. Karbonat da uzun süredir duyduğum bir başka çözümdü. Bunu da mısır nişastası ile karıştırıp koltuk altına sürenler var. Bu karışımı eskiden kullanılan pudralıklara koyup yumuşak pamuk, tüy, yastık gibi malzemelerle uyguluyorlar etrafa saçmadan kullanabilmek için. Karbonat koku için, mısır nişastası da nemi hapsetmesi için kullanılıyor. Fakat baktığım bazı forumlarda bu karışımın bazı ciltlerde kaşıntı yaptığını okudum. Ayrıca komik bir sebep olacak ama geçtiğimiz günlerde Amerikalı bir arkadaşım çantasında bu karışımdan bulunduğunu ama havaalanındayken bunun başka bir şey sanılmasından korktuğunu söyledi! Bayağı tereddütle geçmiş kontrollerden. Açıkçası bana da mantıklı geldi. Sonuçta karbonat ve mısır nişastası gibi iki beyaz tozdan bahsediyoruz.

Bütün bunlardan sonra internette evde deodorant yapımı ile ilgili yazılara bakmaya başladım. Öncelikle bütün tarifler hindistan cevizi yağından bahsediyor ve ne yazık ki o bahsedilen türde yağ Türkiye’de bulunmuyor. Daha önce getiren bir firma olmuş ama insanlar zayıflamak için bu yağı kullanmaya başlayınca anladığım kadarıyla sağlık açısından zararlı olduğu düşünülüp ithali durdurulmuş. Aktarın yalancısıyım. Ama zaten Amerika’dan getirilecek yağ ile ne kadar ekolojik olunabilir onu da sorgulamak lazım. Sonuçta hindistan cevizi yağı için hindistan cevizi gerekiyor öncelikle, o da nerede yetişiyor? Her neyse gene de aktardan ufak boyutta Türk markası bir hindistan cevizi yağı bulabildim ama nereden, nasıl elde edilmiş bilmiyorum. Fakat miktarı az olduğu için onun yerine gene internette herkesin önerdiği kakao yağından almak zorunda kaldım ek olarak. Fakat burada gene bu yağın nereden, nasıl elde edildiğini sorusu aklımı kurcalıyor. Amerika’dan deodorant getirtmek yerine tropik bir ülkeden yağ getirtmek… şu karbon ayak izimizi azaltıyor muyuz yoksa ekolojik olacağız diye arttırıyor muyuz çok sorguluyorum. Tek tesellim bu yağların taa eskiden beri bu coğrafyada bir yerlerden bir yerlere taşındığını bilmek. Ama o zaman karavan varken şimdi fosur fosur karbon salan uçaklar var ne yazık ki.

Konumuza geri dönersek… hindistan cevizi yağı ile kakao yağının özelliği bunların oda sıcaklığında ve daha soğukta katılaşabilmesi. Bu da kalıp deodorantlardaki hissi sağlıyor. Deodorantı yapıp 5 dakika beklediğiniz zaman kremden biraz daha katı bir malzeme ile karşılasıyorsunuz ve bu koltuk altınıza kolayca sürülebiliyor. Katılığı sağlayacak diğer bir malzeme ise balmumu ki bulunan en kolay malzeme bu, aktarlarda satılıyor.

Bu dediklerimi belli bir oranda erittikten sonra içine karbonat ve mısır nişastası katıyorsunuz ve koku vermesi için istediğiniz bir aromatik yağ ekliyorsunuz. Antiseptik özelliğinden dolayı 1-2 damla çay ağacı yağı eklenmesini de birçok kişi önermiş. Genelde lavanta gibi hoş kokulu yağlar ise koku vermesi için kullanılıyor.

Deodorantı yapıp boş krem kutularına doldurdum. Kısa bir süre sonra tarifi fotoğraflarıyla beraber vereceğim ve deneyimlerimi paylaşacağım. Bakalım işe yarıyor mu, nasıl bir his veriyor, vs. Umarım işe yarar ve artık bu deodorant sorununu çözmüş olurum.

Reçete için şu yazıya bakınız.

Yola Çıkmaya 5 Kala

5 günüm kaldı, Viyana’ya gidiyorum. Hem de otobusle. Hem de 5 ay için. Bu da benim çok detaylı bir şekilde çanta yapmam gerektiğini gösteriyor. Artık çok eşya yok! Senelerdir oraya buraya gerekli gereksiz o kadar çok eşya taşıdım ki canım çıktı, belim koptu, yolculuk sonraları 3 gün kol ağrısı çektim… Bu sefer kararlıyım ama içimdeki bütün karakterler hararetle tartışıyor. Bit pazarı-sever ile kokoş Selen yanyana vermişler, eller belde hesap soruyorlar. Her-daim-öğrenci olan Selen ise defterleri gözüme sokuyor; renkli renkli hepsi, şeker gibi. Yemek delisi olan Selen ise “sen baksana bana bir” diye araya giriyor. E haklı, ne yiyeceğim ben oralarda, hele de otobus 24 saat sürecekken? Ekolojik Selen ise hin hin bakıyor tepeden “görürsünüz siz” dercesine. Bir de blog yazan Selen var işte o da derdini sizle paylaşıyor.