Yeniden Yol Hikayesi

Otobüsle 24 saat süren yolculuğun ardından Viyana’ya geldim dün. Neden otobüs? Çünkü uçaklarla aram hiç ama hiç iyi değil. Hem fizyolojik hem psikolojik hem de ekolojik sebeplerden yolculukta uçakları tercih etmek istemiyorum hiç. Zaten çok uçak kullanan biri değilim ama bu master programı sayesinde gene uçağa binmem gerekti birkaç kez. Ama bu sefer Türkiye’den direkt Viyana otobüsleri olduğunu öğrenince fırsatı kaçırmadım. Herkes nasıl olur, çok uzun sürecek vs. derken bende lojistik, rahatlık(sızlık) gibi konular hiç soru işareti yaratmadı. Ayrılık hüznü her şeyi unutturuyor. Otogardan sevdiklerime el sallarken nereye gittiğimi, neler yapacağımı düşünmüyordum hiç. Sen de amma yaptın diyeceksiniz ama öyle, 1 saat uzağa gitsem (ya da sevdiklerim gitse) bende hüzün çöküp kalıyor ilk buluverdiği yere.

Otobüs bomboştu, şansımıza 10 kişi kadardık ve tek oturabildik. Tabi ben iki koltuğa yatarak rahat sığabildiğim için akşam uyuyabileceğimi düşünüp mutlu oldum. Yolda sınırlarda rutin pasaport ve valiz kontrolleri oldu: Otobüsten in, pasaport göster, çantalar aranırken bekle, tekrar bin, 100 metre ötede diğer sınıra git, tekrar in, pasaport göster, çantaları bekle, yeniden bin yola çık! Bütün bu olan biten sırasında tabi bütün Türkler ahbap olup çıkıyor. Bana da çok yardımcı oldular, hatta bir molada yaşlı bir amcayla teyze bana yemek bile ısmarladılar.

Otobüsle yolculuk yapınca insan yurtdışına çıkmış gibi hissetmiyormuş bunu gördüm. Otogara geldiğimizde Ankara’ya gelmiş gibi hissettim. İndik, valizleri aldık ve bitti!

Otele gitmek için metroya bindim ve metroda bir kadın bana inanılmaz yardımcı oldu, şoka girdim desem yeridir. Hatta telaştan biletimi makineye okutmamışım, kadın üst kata çıktı, kartı okutup bana geri getirdi. İki büklüm oldum utançtan kadının nezaketi karşısında. Tabi bunlar olurken sırtımdaki çantanın ağırlığı altında eziliyordum ondan da olmuş olabilir. Evet ne yazık ki çantam gene ağır. Gene gene gene! O kadar az şey getirdim ki bu sefer ama gene de sırtımdaki de elimde çektiğim de ağır. Bilgisayar ve fotoğraf makinesi zaten başlı başına dert. 5 ay boyunca ihtiyacım olacakların hepsi yanımda ve ben oradan oraya koşturacağım bir ay geçireceğim okul başlayana kadar. Bakalım nasıl halledeceğim? Dün odaya geldiğimde omzum bas bas bağırdı ben buradayım diye. Çürüdü, morardı, ezildi, küstü.

Gelir gelmez Çek Cumhuriyeti’ne gitmek için bilet almaya çıktım. Bugün Prag’a geçiyorum Avrupa Organik Tarım Öğrencileri Ağı’nın yıllık buluşması için. Onu da hallettikten sonra şehri dolaştım, Danube’den gelen sulara baktım, opera binalarını kafama kazıdım, haritayı inceledim, insanları inceledim, bisikletleri inceledim (evet bu şehirde de bisiklete biniyorlar ne güzel).

Şubat’a kadar buralardayım, gene vücudum yolda, kalbim sevdiklerimde aklım ise güzel yemeklerde ve toprakta. Doğal gıda peşinde gene geziyorum.

1 thought on “Yeniden Yol Hikayesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s